Hamile Beslenme Rehberi

Hamilelik öncesi beslenme rehberi

Aile olmaya karar veren çiftler genelde ileriye dönük mutlu hayaller kurarlar. Eee, bu hayallerin gerçekleşmesi için gerekli zemini hazırlamak anne babaların en önemli vazifesi. Daha dünyaya gelmeden onun sağlıklı bir birey olabilmesi için anne adaylarımızın, gebelik öncesi nasıl beslenmesi gerektiğini size aktarmak da beslenme uzmanı olarak bizim vazifemiz…

Hamilelik öncesi besin deponuzun en iyi durumda olması çok önemli. Dolayısıyla yeterli ve dengeli beslenmek şart! Yani;

• Günde 2-3 kez kalsiyumdan zengin olan süt,peynir, yogurt gibi süt ürünleri tüketilmelidir.
• Yeterli posa, vitamin ve mineral alımını sağlamak için, 2 porsiyon sebze ve 4 porsiyon meyve tüketilmelidir.
• Günde en az 2 öğün balık, beyaz et, kırmızı et ve yumurta gibi protein içeriği yüksek besinler tüketilmelidir. Vejeteryan anne adayları için ise kurubaklagiller iyi bir protein kaynağıdır.
• Bol su için ve sıvı alın

Gebe kadının beslenmesi ile anne karnındaki bebeğin sağlığı arasında önemli bir ilişki bulunmaktadır.

Anne karnındaki bebeğin bedensel ve zihinsel olarak büyümesi ve gelişmesi annenin gebeliği süresince yeterli ve dengeli beslenmesi ile mümkündür.

Sağlıklı bir bebeğin dünyaya gelişini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. .

• Yaşla ilgili bazı özellikler ve kalıtımsal faktörler kontrol edilemez.
• Ancak gebelik süresinde yeterli ve dengeli beslenerek ve gebeliği olumsuz etkilediği bilinen bazı risk faktörlerinden (alkol, sigara, ilaç kullanımı, vb..)kaçınarak sağlıklı bebekler dünyaya getirilebilir.
• Bu nedenle, gerek bebek ve gerekse anne sağlığı için temel taşlardan biriside yeterli ve dengeli beslenmedir.
• Ülkemizde her yıl yaklaşık 1 milyon 400 bin doğum gerçekleşmektedir.
• Gebelik öncesi ve gebelik döneminde yetersiz ve dengesiz beslenme, anne ve bebek ölümlerine yol açan birçok sağlık sorununu beraberinde getirmektedir.
• Gebelik öncesi ve gebelik dönemindeki beslenme şekli ile bebeğin doğum ağırlığı, beyin gelişimi ve sağlığı arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır.
• Ülkemizde her yıl yaklaşık 154 bin bebek düşük doğum ağırlığı ile doğmaktadır.Dünyada her yıl doğan altı bebekten biri 2500 gramın altında ve düşük doğum ağırlığı ile doğmaktadır. Bu oran Türkiye’de yüzde 10-12 arasıdır.
• Düşük doğum ağırlığının en önemli nedenlerinden biri, hamile kadınlarda görülen beslenme bozukluklarıdır.

BESİN GEREKSİNİMLERİ NEYE GÖRE BELİRLENİR ??
 Yaş
 Fiziksel aktivite durumu
 Gebeliğin başlangıcındaki ağırlık
 Gebelikten önceki kilo dalgalanması
 Besin depolarının yeterlilik durumu gibi faktörlere bağlı olarak değişmektedir.

GEBELİKTE BESLENME NEDEN ÖNEMLİDİR ??
 Kendi fizyolojik gereksinimlerini karşılamak
 Vücudundaki depolarını dengede tutmak
 Anne karnındaki bebeğin sağlıklı büyüme ve gelişmesini sağlamak
 Emzirmeye hazırlık için yeterli ve dengeli beslenmeleri gerekmektedir.

GEBELİK SÜRESİNCE ANNENİN YETERSİZ ve DENGESİZ BESLENMESİ İLE BEBEKTE OLUŞABİLECEK SORUNLAR NELERDİR ??
 Erken doğum
 Düşük doğum ağırlıklı bebek doğurma riskini arttırır
 Bedensel ve zihinsel gelişimi yetersiz bebek doğumları
 Ölü doğumlar
 Annede bazı vitamin ve yetersizlikleri ve buna bağlı fizyolojik sorunların ortaya çıkmasına neden olur.

GEBELİK ÖNCESİ DÖNEMDE BESLENME

Bebek sahibi olmak isteyen anne adaylarının sadece gebelikte değil, gebe kalmadan önce de beslenmelerine dikkat etmeleri gerekir. Gebelik öncesi sağlıklı beslenme, bebeğin anne karnında gelişimi açısından son derece önemlidir. Bu yüzden anne adaylarının gebe kalmadan önce 3 ay ile 1 yıl arası kendilerine sağlıklı beslenme programı hazırlayıp uygulamaları gelecekte bebek açısından faydalı olacaktır. Anne adayı sağlıklı beslenirse, çocuğun gelecekte şeker, kanser, kalp-damar ve benzer hastalıklara yakalanma riskini azaltmış olur. Gebelik öncesi ve gebelik döneminde yetersiz ve dengesiz beslenme, anne açısından doğum risklerini beraberinde getirirken, gebelik zehirlenmesi ve anne ölümlerine yol açar. Bebeklerde ise fiziksel ve zihinsel gelişim geriliğine, hastalıklara yakalanma riskinde önemli oranda artışa ve ölü doğuma zemin hazırlamaktadır. Anne adayının uzun süreli yetersiz ve dengesiz beslenmesi, anne ve bebek ölümlerine yol açmaktadır. Gebelik öncesi ve gebelik döneminde beslenme, hem anne hem de doğacak bebeğin sağlığını önemli oranda etkilemektedir.

Gebelik döneminde enerji ve besin öğeleri gereksinimi artmaktadır.Bu ihtiyaç karşılanmadığı takdirde bebeğin büyüme ve gelişmesi için gereksinim duyulan besin öğeleri, annenin kendi dokularından sağlanır.Bunun sonucunda da annede, çeşitli hastalıklar ortaya çıkar ve enfeksiyonlara karşı direnç azalır.
Unutmayın ki; bir annenin görevi anne olmaya karar verdiği zaman başlar…

Dünyadaki hamileliklerin yarıdan fazlası plansız gerçekleşmektedir.Kadınlar hamile kalacaklarını önceden planlamadıkları için beslenmelerine de gereken önemi vermemekteler.Ancak hamilelik ve beslenme arasında çok güçlü ilişkiler bulunmaktadır.Sağlıklı beslenmeyi bir yaşam biçimi haline getirenlerin daha başarılı bir hamilelik geçireceklerini rahatlıkla ifade edebiliriz.Bunun mükâfatı ise daha sağlıklı bir bebek olacaktır.

• Gebe kalmadan önce kilonuzu dengeleyin
Gebe kalmadan önce fazla kilolardan kurtulun.Sağlıklı ve düzenli beslenerek diyet yapın. Kilonuzu dengeleyerek ideal kiloda hamile kalmanız ileride oluşabilecek olumsuzluklardan kurtulmanıza olanak sağlayacaktır.Ayrıca aşırı zayıflıkta gebelik açısından sorun oluşturur.Gebe kalmadan önce kilonuzu dengeleyin.

• Zararlı alışkanlıklarınızı bırakın
Alkol ve sigaradan uzak durun. Yapılan araştırmalara göre alkol ve sigara kullanımı anne ve bebeğin sağlığına ciddi zararlar verdiği yönündedir. İradeli ve fedakar olun.Annelik fedakar olmayı gerektirir. Gebelik döneminde tatlandırıcı içeren tüm ürünlerden uzak durum. Her iki madde de sahip oldukları vücudun doğal yapısına uygun olmayan maddelerle hem sizin hem de içinizde oluşacak ‘’hayatın’’ sağlığına ciddi tehlikeler taşır. Bu nedenle hamile kalmayı planlıyorsanız bu iki alışkanlığa elveda demelisiniz.Hamile kalmayı planlamıyorsanız da aynı şekilde tüketmemelisiniz. Çünkü sizin sağlığınız da değerli!

• Gebe kalmadan önce kafeini azaltın
Kafein tüketimi hamilelik döneminde 200 mg’dan fazla alındığı takdirde anne ve bebek sağlığı açısından olumsuz sonuçlar doğurabilir.

• Protein Takviyesi
Ülkemiz kadınlarında demir minerali eksikliği(anemi) yüksek oranda bulunmaktadır. Bu nedenle hamilelik öncesinde bu vitamin konusunda daha fazla dikkatli olmalıyız.Kansızlığı kabaca kandaki oksijen miktarının yeterli olmaması ve akciğerlerle kalbin bu eksikliği gidermek için normalden daha fazla gayret göstermesi olarak tanımlayabiliriz. Vücutta kendiliğinden üretilemeyen demir minerali hamileler için son derece önemlidir. Et, balık, yumurta ve yeşil yapraklı sebzelerden demir takviyesi yapılabilir. Demir açısından güçlü depolarla hamileliğe başlamak hem size hem de bebeğinize faydalı olacaktır.

• Folik asit alımı
Gebe kalmadan 3 ay önce folik asit alımı sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmenizde önemli rol oynayacaktır.Folik asit asitli meyvelerde, yeşil yapraklı sebzelerde ve bakliyatlarda bulunmaktadır. Brokoli ve ıspanak gibi sebzeler folik asit kaynağıdır.Hamile kalmadan 3 ay öncesinden itibaren günde 400 mg folik asit alımı tüm uzmanlar tarafından önerilmektedir. Çünkü folik asit bebeğin anne karnındaki oluşumunda olası sinir sistemi bozukluklarını engeller. Bebek anne karnındaki ilk ayında nöral tüp gelişimi son derece hızlıdır. Nöral tüp, beyni ve omuriliği içine alan yapının adıdır. Hamilenin vücudundaki folik asit miktarının yetersiz olması durumunda bu tüp benzeri yapıda açıklıklar oluşmaktadır. Hamilelik öncesinde başlanılmamışsa, hamile kaldığınızı öğrenir öğrenmez bu maddeyi almaya başlamalısınız.Çünkü ilk randevunuzda doktorunuz bunu size mutlaka tavsiye edecektir. Vücutta hiçbir şey çok hızlı gelişmediği için folik asit alımına hamile kalmadan 3 ay önce başlamanız, vücudunuzu folik asit deposu yapacak ve bebek için daha güvenli bir ortam hazırlayacaktır.

• Vitaminler
Demir, C vitamini ve kalsiyum alın. Yumurta ve kırmızı et demir depolarının arttırılması açısından faydalı olacaktır. Bunun yanında C vitamini kaynağı taze sebze ve meyve tüketilmelidir. Hem annenin ve hem bebeğin kemik yapısını etkileyeceğinden kalsiyum takviyesi olan süt, peynir ve yoğurt tüketimine de özen gösterilmelidir. 15 dakika güneşten faydalanarak D vitamini alınmalıdır. Kan ve doku omega-3 düzeylerini arttırmak için balık tüketilmelidir.

• Balık tüketimine önem verin

Balıkta bulunan omega 3 asidi hem sizin hem de bebeğinizin beyin gelişimi üzerinde dünyadaki en etkili gıdadır.Ülkemizin 3 tarafı denizlerle kaplı olması bizim için çok büyük bir fırsat.Bu fırsatı değerlendirin. Haftada 2 kez balık tüketimi sizin için oldukça yararlıdır.Uskumru, alabalık ve somon gibi balıkları tercih etmelisiniz.

• Sıvı tüketiminiz nasıl?
Alınan tüm besin öğelerini vücuda alıp, kullanabilmek için sıvı tüketimine özen gösterin.Gebe kalmadan önce ve gebelikte sıvı tüketimi tam vücut dengesini sağlar.Bol bol su, taze sıkılmış meyve ve sebze suları, süt, ayran, bitki ve meyve çayları tüketilmelidir.

• Kalsiyum Depolayın

Sizin ve müstakbel bebeğinizin kemik ve diş gelişimi için kalsiyum alımınızı kontrol etmelisiniz. Süt kalsiyum kaynağıdır.Eğer sütle aranız pekiyi değilse, yoğurt deneyebilirsiniz. Yoğurtta tercih listenizi renkli hale getirmediyse marketteki peynir çeşitlerine bir göz atmakta fayda var. Portakal, fındık, kuru incir ve brokoli alternatif kalsiyum kaynaklarıdır.

• Genel Öneriler
Ağırlık kaybı ile kadınlarda menstrüasyon düzene girmekte, ovülasyon sağlanmakta ve doğurganlık artmaktadır. Yani ağırlık kaybı gerekliyse yapılmalıdır. Yeterli dengeli ve kaliteli beslenmeye dikkat edilmeli, besin çeşitliliği sağlanmalıdır. Fiziksel aktivite artırılmalıdır. Alkol, sigara vb. madde kullanımı kesinlikle sonlandırılmalıdır. Diyabet, PKU varsa Tıbbi Beslenme Tedavisi ile diyet yapılmalıdır. İlaç kullanma durumunda doz ve içeriğin ayarlanması doktorunuz tarafından yapılmalıdır.

HANGİ GEBELERİN DAHA FAZLA DİKKAT ETMESİ GEREKİR ??

• 19 yaş ve altı ve 35 yaş ve üstü gebe kalan bireyler
• İki doğum arasında en fazla 24 ay olan bireyler
• Iki ve üstünde gebelik geçiren bireyler
• Öncesinde düşük yada ölü doğum gerçekleştiren bireyler
• Tüp bebek yöntemi ile çocuk dünyaya getirmeyi planlayan bireyler

SAĞLIKLI GEBELİKTE BEBEĞİN GELİŞİM BASAMAKLARI

Dönemler
Büyüme & Gelişim
İlk hafta
Yumurtanın döllenmesini izleyen 9-10 gün hücre gelişimi
2-8 hafta
Major organlar & doku farklılaşması
Ağırlık: 1g, Boy: 2,5 cm
7 hafta sonra
Vücut şekillenir Baş, boyun, büyüme hızlanır
8-12 hafta
Sinir sis, karaciğer, pankreas, tiroid gelişimi
12. hafta sonu
İskelet, doku,damar,genital sistem gelişimi Ağırlık:30 g, Boy: 7 – 9 cm
12. hafta à DOĞUM
Büyüme yoğunluğu é
3-6 ay
Büyüme hızı é
Ağırlık: 330 g, Boy: 18 – 27 cm
6. ay
Yağ depolanması é Ağırlık: 600 g, Boy: 28 – 34 cm
7. ay
Vital organları gelişir. Ağırlık: 1kg, Boy: 35 – 38 cm
8. ay
Ağırlık: 1600 – 2000 g, Boy: 42 – 45 cm
9. ay
Ağırlık: 3000 – 3500 g, Boy: 49 – 51 cm

GEBE KALMADAN ÖNCE KENDİNİZİN FARKINA VARIN VE BEBEĞİNİZİN SAĞLIĞI İÇİN DOĞRUM ADIMLAR ATIN…
GENEL BİR KAN TAHLİLİ SONRASI KİLONUZU KORUMAYA VE KİLONUZA GÖRE BEBEĞİNİZE UYGUN ŞEKİLDE KİLO ALMAYA ÇALIŞIN.PEKİ BU NASIL OLACAK ??

Öncelikle beden kitle indeksinizi hesaplayın. Size ve bebeğinize yarar sağlayacak şekilde beslenip kilo kontrolü yapın. Bebeğinizin ihtiyacı kadar beslenmeniz doğru olan beslenme yoludur. Beden Kitle İndeksini boyunuzun karesini alıp kilonuza bölmeniz ile elde edeceğiniz sonuca denir.

Beden kitle indeksi
18.5 ve altı
Düşük Kilolu
18.5 – 24.9
Normal Kilolu
25-29.9
Fazla Kilolu
30-40
Obez
40 ve üstü
Aşırı Obez

• Gebelik öncesi ağırlığı NORMAL ise à 10 – 14 kg
• Gebelik öncesi ZAYIFSA à 13-16.5 kg Önerilen ağırlık
• Gebelik öncesi ŞİŞMANSA à 7.5-12.5 kg kazanımıdır.
• Gebelik öncesi OBEZSE à 6-10 kg

Ağırlık kazanımı 225 gramdan az olursa haftada, bebeğin prematüre riski artar.

Kazanılan ağırlığın kalitesi dikkate alınmalı
sadece yağdan kilo alınmamalıdır boş enerji kaynakları ile.

GEBE BESLENMESİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR
1.Gebelikte boş enerji kaynakları ile beslenmek yağ depolarınızın artmasına ve ödeme neden olmaktadır. Hamilelikte ise ödem tahammül edilmeyen sıkıntılara yol açmaktadır.
2.Gebelikte kesinlikle zayıflama diyetleri uygulanmamalıdır.
3.Tuz tüketimi sınırlandırılmalı maksimum günde 2-3 gr Na tüketilmelidir.
4.Enerji oluşumunda, doku proteinlerinin sentezinde kas ve sinir dokusu fonksiyonlarında B grubu vitaminlerinin alımı çok önemlidir.
5. Sağlıklı bir diyet ile beraber vitamin ve mineral desteği de almanızda fayda vardır.
6. Özelikle gebeliğin 20.haftasından geçerli olmak üzere gereksinimler artar.
7. CHO sınırlamalarının annede protein ve enerji yeterli alınsa bile fetusta beyin gelişimi,glikojen düzeyleri ve nörotransmitter sentezi üzerine olumsuz etki yaptığı saptanmıştır.
8. İleri yaş gebe kadınlarda ;kişisel ayrıcalıklarda göz önünde bulundurularak beslenme durumları saptanmalı,hipertansiyon,gestasyonel diyabet, sezeryan doğum riski açısından değerlendirilip günlük kalori eklemesi yapılması uygun görülmektedir.
9. Vejetaryen anneler için, günlük alıma ilave ek olarak Demir,Çinko,Kalsiyum,D vit.,B12, ve B2 takviyesi yapılmalıdır.
10. Gebeliğin son 6 ayında bebek daha hızlı büyüdüğü için proteine olan gereksinme de artar.
11. bebeğin sinir sisteminin gelişmesinde çoklu doymamış yağ asitleri yani zeytinyağı, fındık yağı etkindir.
12. Kalori alımınızı çok arttırmazsanız hamilelik için gereken demir miktarını depolamanız zor olacaktır. Bu nedenle demir takviyesi alımı önemlidir. Unutmayın ki demir eksikliği vajinal kanama, düşük doğum ağırlıklı bebek, hamilelik ve doğum sonrası aşırı yorgunluk sebebidir.
13.Yemeklerde sıvı yağlar tercih edilmelidir.Gün içinde zeytinyağı tüketmeye özen gösterilmelidir.
14. Her gün en az 2 su bardağı kadar süt veya yoğurt tüketilmelidirler. Bu besinlerin yerine 2-3 kibrit kutusu kadar peynir veya 1-2 kaşık çökelek tüketmeleri de yararlı olacaktır.
15.Çiğ süt ve bundan yapılan peynirler zararlı mikropları içerdiğinden pastörize süt ve bu sütlerden yapılan peynirler tercih edilmelidir.
16.Yine anne adayları normal zamanda yediklerine ek olarak bir adet yumurta veya yumurta kadar et, tavuk, balık tüketmelidir. Bu besinler tüketilemiyorsa kurubaklagil yemekleri, mercimekli veya nohutlu çorbaların tüketilmesine özen gösterilmelidir.
17.Vitaminler açısından zengin olan taze sebze ve meyveler her öğünde düzenli olarak tüketilmelidir.
18.Azar azar ve sık aralıklarla beslenilmeli, uzun süre aç kalınmamalıdır.
19.Fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagillerin yanında, C vitamini açısından zengin bol limonlu salata, taze soğan veya meyve tüketilmelidir.
20.Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır.Böylelikle bebek, guatr hastalığı ve zeka geriliğinden korunmuş olur.İyotlu tuz, koyu renkli cam kavanozda saklanılmalı, ışıktan, güneşten ve nemli ortamlardan korunmalıdır.Böylelikle iyodun kayba uğraması engellenmiş olur.
21.Yüksek tansiyon (hipertansiyon) varsa yemekler tuzsuz veya az tuzlu pişirilmelidir. Aşırı tuzlu besinler tüketilmemelidir.
22.Yumurta, kırmızı et, kuru baklagiller, pekmez ve taze meyve-sebze gibi yiyeceklerin daha fazla tüketilmesine özen gösterilmelidir.
23. Çay ve kahve tüketimi en aza indirilmelidir. Yemeklerden bir saat öncesi ve bir saat sonrasına kadar çay ve kahve içilmemelidir. Açık çay tercih edilmelidir.
24.Tarım ürünlerindeki zararlı olabilecek kalıntıları uzaklaştırmak için, besinler, özellikle sebze ve meyveler tüketilmeden önce çok iyi yıkanmalıdır.Bu besinleri en iyi yıkama şekli; yiyecekleri su dolu bir kapta 5-10 dakika bekletmek, bu işlemi birkaç kez tekrarlamak ve sonra çeşme altında bol suda yıkamaktır.
25. Gebelikte sıvı gereksinimi artmaktadır.Bunu karşılamak için daha fazla su veya süt, ayran, taze sıkılmış meyve suları içerek sıvı alımı arttırılmalıdır. Her gün en az 10 bardak su içilmelidir.
26.Sebze ve kuru baklagillerin haşlama sularının dökülmesi, vitamin ve mineral kayıplarına neden olacağı için haşlama ve pişirme suları dökülmemelidir.Satın alırken taze besinler tercih edilmelidir.
27.Ambalajlı besinlerin son kullanma tarihi ve içeriğine dikkat edilmelidir. İçeriği bilinmeyen besinler gebelik süresince tüketilmemelidir.
28.Hamilelerde D vitamini yetersizliği, anne karnındaki bebeklerin beyin ve kemik gelişimini olumsuz etkilemekte, doğumsal katarakt hastalığı ve enfeksiyon risklerini de beraberinde getirmektedir. Bütün hamile kadınlar, yazın öğle saatleri dışında günde 10-15 dakika süreyle güneşe çıkmalıdırlar.

MERAK EDİLENLER ???

Anne baba olmak isteyenler nasıl beslenmeli?

Yalnızca bebek sahibi olmak isteyenler değil sağlıklı yaşamayı düşünen herkes yaşına göre düzenlenmiş vücut kitle indeksine uygun ideal vücut ağırlığı aralığında olmaya özen göstermeli.Bunun için ana besin gruplarından yeterli ve dengeli biçimde tüketirken daha aktif bir yaşam biçimini seçmeli. Taze sebze , meyve ve tahıllardan oluşan besin gruplarından daha fazla hayvansal proteinler ve süt ürünlerinden daha az, şekerli ve yağlı gıdaların nadiren tüketildiği dengeli beslenme şekli önerilen beslenme şeklidir.

Vücuttaki yağ oranı kadında hamileliği etkiler mi?

Aşırı yağ dokusu insulin hormon seviyelerini arttırıp yumurtalık hormonlarının salınım düzenini etkileyerek gebe kalmayı güçleştirir.Gebelik durumunda da gebelik diyabeti ve gebelik hipertansiyonu gibi problemlerin ortaya çıkmasına sebep olabilir.Gebelik diyabeti durumunda iri bebek, erken doğum, akciğer olgunluğunda gecikme, kalp anormallikleri görülme riski artar.

Kullanıldığında hamilelik şansını arttıran vitaminler var mı?

Kesin etkinliği kanıtlanmış vitamin henüz mevcut değil.E vitaminin sperm fonksiyonları üzerine olumlu etkileri olduğu düşünülmektedir. Demir eksikliğinin düşük, prematüre doğum, düşük doğum ağırlıklı bebek riskini arttırdığı bilinmektedir. Bu nedenle demir eksikliği olanların gebelik öncesi dönemden itibaren yerine konması önerilmektedir. Hamilelerin kullanabildiği türden multivitaminler yeterli desteği sağlamaktadır. Bunun yanında fazla demir alımının sakıncaları vardır. Bir B vitamini olan folik asit nöral tüp defekti olarak bilinen doğumsal defektlerin önlenmesinde etkindir.Bebek isteyen çiftler gebelik öncesinden başlayıp ilk 3 ayı da kapsayan bir şekilde kullanıldığında bu tür doğumsal defektin önlenmesinde faydalıdır.

Şişmanlığın üremeye yönelik komplikasyonları var mıdır ?

Şişmanlık kadında ve erkekte üreme hormonlarının düzgün salınımını bozarak yumurta ve sperm üretimini olumsuz etkilemektedir.Şişmanlık diabete yatkın kişilerde daibetin ortaya çıkarak hem hamileliğin oluşmasında hem de hamilelik sırasında ciddi problemlere yol açmaktadır.

Kısırlık için sağlıklı beslenmenin ilkeleri nelerdir?

Sağlıklı beslenme bedensel fonksiyonların devamı için şarttır.Protein, karbonhidrat, yağ, vitamin, mineral, lifli gıdalardan dengeli miktarda tüketilen beslenme şekli tercih edilmelidir. Bu besin maddeleri sebzeler, meyveler, süt ürünleri,balık, et, kabuklu kuruyemiş, tahıllardan sağlanabilir. Bu besin gruplarından günlük belli miktarlarda alarak; aşırı yağlı, aşırı şekerli gıdalardan uzak kalarak, günlük aktivitelerimizde daha hareketli olarak ideal kiloya yakın ağırlığınızı koruyarak hem üreme sağlığı hem de tüm yaşamımızı etkileyecek sağlıklı yaşam biçimi benimsenmiş olunur.

Gebelikte aşerme diye bir gerçek var mı ?

Gebelikte aşermenin hormonal etkiler sonucu gerçekleştiği bilinmektedir.Bu nedenle canın her çektiği yiyecek değil, vücut için gerekli olanlar ölçülü şekilde tüketilmelidir. Gebelik boyunca her ay 1-1.5 kg olmak üzere, toplam 7-14 kg alacak şekilde ağırlık artışı kontrol edilmelidir.

GEBELİKTE GÖRÜLEBİLEN HASTALIKLAR
1.GESTASYONEL DİYABET(GEBELİK ŞEKERİ)

Diyabetik olmayan kişide insülin üretimindeki artma ile direnç kolaylıkla kırılabilirken, sınırlı veya hiç insülin rezervi bulunmayan diabetik hastada hiperglisemiye yol açar. Normal koşullar altında yeterli insülin sağlayabilen, fakat gebeliğin artan insülin direncini karşılayamayan kadında, gestasyonel diyabet gelişir. Gestasyonel Diyabet tüm gebelerin yaklaşık % 7’sinde görülür. Gebelikle beraber görülen şeker hastalıklarının %90’ı gestasyonel diabet özelliklerini taşır.

GESTASYONEL DİYABET OLMA RİSKİNİN YÜKSEK OLDUĞU GEBELER
• Daha önce ölü doğum yapmış, anomalili bebek doğurmuş, iri bebek (4000 g üzerinde) doğurmuş, birden fazla sayıda düşük yapmış olan,
• Daha önceki gebeliğinde GDM geçmişi olan,
• Gebelik öncesi kilosu normalden fazla olan,
• Yaşı ileri olan (35 yaş ve üzeri),
• Birinci derece akrabalarından birinde diyabet olan,
• Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu ya da mantar enfeksiyonu olan anne adaylarında mevcut gebelikte gestasyonel diyabet gelişme riski artar.
• Mevcut gebeliğinde bebeği gebelik haftasına göre iri olan,
• Bebeği beklenmedik şekilde ölen,
• İdrarda glikoz çıkışı saptanan ya da diyabet belirtileri gösteren (çok yemek yeme ve su içme, bol idrar yapma gibi) gebelerde de gestasyonel diyabet olabilir ya da gebeliğin kalan kısmında gelişebilir.

Gestasyonel diyabet tanısı nasıl konur?

Gestasyonel diyabet tanısı konan gebelerin yarısında bahsedilen risk faktörlerinden hiçbiri bulunmaz. Bu nedenle bir şikayeti olmasa bile tüm gebeler 24.-28. gebelik haftalarında yani HPL hormonunun kanda en yüksek seviyelere ulaştığı ve diyabet gelişme riskinin en yüksek olduğu dönemde şeker hastalığı tarama testine tabi tutulurlar.

Test nasıl yapılır?

Postprandiyal glikoz (PPG) testinde 12 saatlik açlık süresinden sonra damardan alınan kanda açlık kan şekeri ve suda çözünmüş 50 g saf glikoz içilmesinden 1 saat sonra tokluk kan şekeri ölçülür. Testte bozukluk çıkması mutlaka diabet olduğunu göstermez. Oral glikoz tolerans testi uygulanarak kesin tanı konur. PPG’de bozukluk çıkan gebelerin ancak %15’lik kısmında gestasyonel diyabet saptanır.

Bebek için varolan tehlikeler nelerdir?
Kan şekeri yüksekliği kontrol altına alınamayan GDM bebeğin normalden iri olmasına, amnios sıvısının artmasına neden olabilir.GDM’lilerin, özellikle de kan şekeri diyetle kontrol altına alınabilen anne adaylarının bebeklerinin akciğer olgunlaşmasının normal gebelere göre daha geç olduğuna dair bir bilimsel veri yoktur.
Hipoglisemi, kanda Ca, Mg düşüklüğü, bilirubin fazlalığı(yenidoğan sarılığı) görülebilir.

GESTASYONEL DİYABET OLAN GEBELERİN HAMİLELİK SÜRESİNCE KENDİ SAĞLIĞI VE BEBEĞİNİN SAĞLIĞI İÇİN MUTLAKA DİYETİSYEN KONTROLÜNDE OLMASI GEREKMEKTEDİR.

2.HİPEREMEZİS (Gebelik Toksemisi)
Tüm gebelerin % 2’sinde bulantı devam edebilir ve aşırı kusma meydana gelebilir. Bu durum gebelikteki metabolizmanın bozulmasına neden olarak hayati tehlikeye neden olabilir. Bu duruma “Hiperemezis gravidarum” denir. Su kaybı, kilo kaybı, sarılık gelişebilir. Nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte hormonların (östrojen) ve dejeneratif bazı maddelerin neden olabileceği düşünülmektedir. Gebenin psikolojik durumunun da etkili olabileceği belirtilmiştir.

3.EKLEMSİ
Gebeliğin son 3 ayında sıklıkla görülür. Belirtileri, hipertansiyon, ileri derecede ödem,daha ağır durumlarda konvülsiyon ve koma görülebilmektedir.
Tedavide optimal beslenme temel olmalıdır.

4. TOKSEMİ
Gebeliğin tetiklediği hipertansiyon ve metabolik bozukluk sonucunda gebeliğin son 3 ayında görülür. Hipertansiyon ve anormal ödem görülebilir. Ağır durumlarda koma ile sonuçlanır.

5.KONSTİPASYON (KABIZLIK)
Hormonlardan ve yanlış beslenmeden kaynaklanan bir durumdur. Dengeli ve sağlıklı beslenme ile önlemi alınmalıdır.

6. MİDE YANMASI
Gastrik basınç mevcuttur, fazla ve ağır yemek sonrası gaz oluşumu mevcuttur. Önlemini alırken, besin alımı küçük öğünler şeklinde yapmalı ve bol kıyafetler giyilmelisiniz.

7.ANEMİ
Türkiye’de gebelerin % 40’ı anemiktir. Diyette yetersiz demir, protein ve C vitamini alınmaktadır. Artan demir gereksinmesinin karşılanması gerekmektedir.

GEBELİKTE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN VİTAMİN VE MİNERALLER

FOLİK ASİT
Folik asit nedir?
Folik Asit, B grubundan suda çözünen bir vitamindir. Doğal besin maddelerinde bulunan şekline folat, ilaçlarda ve işlenmiş besinlerde bulunan formuna ise folik asit denilmektedir. Folik asit, hücre yapı taşlarının, kan hücrelerinin ve özellikle de sinir sistemi dokularının oluşum ve gelişimde önemli bir role sahip olan B vitamini türevidir. Özellikle genetik şifremizin yapıtaşları olan DNA yapımında görev alır.

Folik asitin bebeğe faydaları nelerdir?
Folik asit, bebek gelişimi için çok önemli olup, vücutta protein sentezi, hücre çoğalması ve kemik iliğinin görevini eksiksiz yerine getirmesi gibi işlevlerde bulunur.Yapılan araştırmalar, hamilelikte yeterli miktarda folik asit alımının bebekte merkezi sinir sistemi anomalilerinin (sakatlıklar) görülme olasılığını anlamlı ölçüde azalttığını göstermektedir.Nöral tüp defekti adı verilen bu merkezi sinir sistemi anomalileri, değişik şekillerde ve derecelerde görülebilir. En basit formu olan spinabifida da omurgada küçük bir açıklık varken, en ileri form olan anensefalide bebeğin kafatası ve beyni gelişmez.

Folik asit alımına ne zaman başlamalı?
Folik asit, bebeğin beyin ve sinir sistemi gelişimi için kilit öneme sahip olduğundan hamile kalmadan önce alınmaya başlanması gerekir. Gebelik planlanmaya başlandığı zaman, diğer bir deyişle en az gebelikten 3 ay öncesinden başlayarak, gebeliğin 3. ayının sonuna kadar günlük 400 mikrogram folik asit kullanılması önerilmektedir. Unutulmaması gereken önemli bir nokta da; folik asitin vücutta depolanmadığıdır. O yüzden her gün alınması gereklidir.

Folik asit eksikliği bebekte ne gibi sorunlara neden olabilir?
Merkezi sinir sistemi anomalileri arasında en sık karşımıza çıkan sorun olan nöral tüp defektleri, döllenme sonrası 21 ve 27.günler arasında ortaya çıkmaktadır. Bu dönemde kadınların önemli bir kısmı hamile olduklarını fark etmeyebilirler.Folik asit desteği alınmadığında nöral tüp defekti görülme olasılığı 2000 doğumda 1 civarındadır. Folik asit desteği ile bu oran yüzde 50-75 oranında azaltılabilir. Bu etkinin ortaya çıkması için hamile kalmadan 1-3 ay önce folik asit kullanmaya başlanması gereklidir.Ayrıca yarık damak ve bazı kalp bozuklukları gibi anomalilerin de folik asit alımındaki azlığa bağlı olduğu ileri sürülmektedir.

Folik asit eksikliği nasıl belirti verir?
Hafif derecede folik asit eksikliği toplumda oldukça yaygındır. Daha ağır eksiklik durumlarına ise anemide (kansızlık) rastlanır.Folik asit ya da B12 vitamini eksikliği olanlar sonunda anemik hale gelirler. Anemi belirtileri uyuşukluk, yorgunluk, çaba harcandığında nefes darlığı, deride ve mukozada solgunluktur. Ağız kenarlarındaki çatlakların folik asit yetersizliğinden ileri geldiği bilinirse de bu, demir, B2 ya da B6 yetersizliğinden de olabilir. Folik asit eksikliğinde dil ağrılı ve kırmızıdır. Pürtükleri kaybolmuşçasına düzgündür. B12 ve demir yetersizliğinde de benzeri belirtiler görülebilir. Folik asit eksikliği çoğu kez dış belirtiler sonucunda değil, kan testleri sonunda, kişide anemi olduğu anlaşılınca ortaya çıkar. Hafif eksikliklerde kişide depresyon görülebilir.Daha ağır eksikliklerde ise sinirler hasara uğrar.

Folik asitten zengin gıdalar nelerdir?
Folik asit en fazla yapraklı yeşil sebzeler, bira mayası, karaciğer, böbrek, yumurta, zarı alınmamış tahıllar, ceviz, badem, fındık, fıstık, mercimek, ıspanak, yonca, mavi-yeşil yosun, maydanoz, nane, kurufasulye (baklagiller) ve tohumlu gıdalarda bulunur. Folik asit açısından zengin olduğu halde hamile kadınlara, tavuk, kuzu ve dana karaciğeri tüketimi, içeriğindeki aşırı miktarda A vitamini nedeniyle çok önerilmemektedir. Aşırı A vitamini alımı özellikle hamile kadınlar için tehlikeli olabilir; fetus zarar görebilir.

Her hamile kalan kadın folik asit kullanmalı mı?
Hamilelikte folik asitin günlük alınması gereken miktarı artar. Bu nedenle gebelik öncesinden başlayarak tüm gebeleri kapsayacak bir şekilde folik asit alımı önerilmektedir. Döllenmeden 8 hafta sonrasına kadar ilaç takviyesi olarak folik asit kullanmak faydalı olur. Bu 28 günlük siklusta sizin son adetinizin ilk gününden sonraki 10 haftalık süredir.

Siz de doktorunuzun önerilerine göre hareket etmelisiniz.Folik asit takviyesi ister bir ay sonra ister örneğin 8 ay sonra hamile kalın, devam ettirilmelidir.Folik asit zararsız bir vitamindir.

Folik asit, bebek gelişimi için çok önemli olup, vücutta protein sentezi,
hücre çoğalması ve kemik iliğinin görevini eksiksiz yerine getirmesi
gibi işlevlerde bulunur.Folik asit vücutta depolanmaz.
Bu yüzden her gün alınması gerekir.
Bebeğin genlerinin yarısı erkekten gelecek. Dolayısıyla burada yer alan tüm önerilerin eşiniz için de geçerli olduğunu unutmayın ve bu yazıyı ona da okutun. Doğal beslenme ve yeterli vitamin alımı sperm kalitesi üzerinde etkilidir.

Sağlıklı bir mutfak ile size ve tüm ailenize sağlıklı bir gelecek diliyoruz…

Dyt.Mesude EVİRGEN Dyt.Buket ADANÇ