Soykırımın çığlıklarının kulak misafiri: Auschwitz..

Posted on 16 Aralık 2014 Blog

Berlin’den başlayıp, Dresden-Prag-Carlo Vivari-Wroslaw-Varşova-Krakow ve son durağın Lviv olduğu keyifli ve aynı zamanda öğretici bir seyahati tamamladım. Gezi boyunca tarih kitaplarında okuduklarıma şahit olmanın heyecanı ve savaşın soğuk yüzüyle tanışmanın şaşkınlığını yaşadım. Özellikle de Stalin ve Hitler’in güç gösterisinin ortasında kalan milyonların yaşadıkları..
Şüphesiz bunların en insanlık dışı örneği, II. Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafından inşa edilen;

Toplama Kampları… Aslında kuruluş amacı muhalefeti ve esir aldıkları Sovyet askerlerini bu kampta çalıştırmak olmasına rağmen bir süre sonra Yahudiler, Çingeneler ve Polonyalılar için toplu mezar haline dönüştürülüyor. İşte bu imha kamplarının en büyük ve en sistematik çalışanlarından birisi olan Auschwitz’ i görme imkanı buldum. Milyonlarca insanın ölümüne çalıştırıldığı, gaz odalarında zehirlendiği,işkence gördüğü, kobay olarak tıbbi deneylerde kullanıldığı ve geriye iz bırakmamak için yakıldığı toplama kampı… Sanırım burası, herkesin aynı donuk bakışlarla dolaştığı, dehşete düşerek insanlığı sorguladığı tek müze… İnsanoğlunun acımasızlığının sınırsızlığına şahit olmuş 5 km2 lik lanetli bir alan.. “Çalışmak Özgürlüktür” ifadesinin altına gizlenmiş bir yok etme makinası.. Soykırımın çığlıklarının kulak misafiri..

Her adımda tüyleri ürperiyor insanın, aklı almıyor. Öldürdükleri kişilerin saçlarından Nazi askerlerine çorap üretmek, dişlerinden çıkan altın kaplamaları sökmek ve hatta cesetlerini 25 kiloya düşene kadar kadavra olrak kullanmak.. Nasıl bir insan beyni tüm bu vahşeti planlar ve insanlar sorgusuz sualsiz bu emirleri uygular? Nasıl bir nefret çocuk, yaşlı demeden öldürüp, cesetlerini yakıp gübre olarak kullanacak kadar kuvvetlidir? Ve nasıl bir öfke içinden gelen caniliği durduramacak kadar büyük olabilir? Anlamak güç..

Tek anlayabildiğim; insanoğlu şiddete eğilimli ve yönlendirmeye müsait. Kötü niyetli liderlerin yönetiminde bir canavara dönüşebiliyor. Bu yüzden tüm siyasilerin, mutlaka Auschwitz’i ziyaret edip, toplumu ayrıştırmanın ve nefret tohumları ekmenin nasıl bir felakete yol açacağını yakından görmeleri gerekir.

Belki o zaman dil, din, ırk gibi konular siyasete alet olmaz ve barış içerisinde yaşama imkanı buluruz..